Search Results
DP
Arif Kılıc shared Umut Oran's photo.
at Oct 31, 2014 8:36:21 AM
m
Timeline Photos
Bugün saat 11:00'da Zincirlikuyu'da anma töreninde hazır bulunacağım, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan, düşünür, sosyal demokrat, siyaset ve devlet adamı Prof. Dr. Erdal İnönü’yü vefatının 7.yılında rahmetle, minnetle ve sevgiyle anıyorum.

Umut Oran
DP
Ersin Sefali shared a link.
at Oct 31, 2014 7:48:56 AM
Maden Bakırspor on Twitter: "BAŞBAKAN İSMET İNÖNÜ GEZİN TREN İSTASYONU'NDA / Ulus - 9 Temmuz...
twitter.com
When you tweet with a location, Twitter stores that location. You can switch location on/off before each Tweet and always have the option to delete your location history. Learn more
 Ömer Dardağan , Alper Eroğlu , Abdullah Muhammed Yıldırım , Hasan Pamukçu , Mehmet Mürüvvet Sefalı , Önder Boran likes this
DP
Seç Haber
at Oct 31, 2014 8:40:19 AM
Türkiye Cumhuriyetinin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü ölüm yıl dönümünde anılıyor. ERDAL İNÖNÜ KİMDİR? 2007 yılında hayatını kaybeden Erdal İnönü dünyaca ünlü fizik profesörüydü. Erdal İnönü SHP Genel Başkanlığı ve Başbakan Yardımcılığı…
Erdal İnönü anılıyor
Erdal İnönü anılıyor
DP
A. UYAR
at Oct 31, 2014 8:24:22 AM

ATATÜRK ''AZINLIKLAR NE OLACAK ''DİYEN İSMET İNÖNÜYE BAKIN NE DİYOR

İsmet İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyarete gelir.Atatürk habersizce ziyaretine gelen İsmet İNÖNÜ'ye sorar.

- Hayırdır İsmet…bir mesele mi var.?

İsmet İNÖNÜ , der ki,

- Paşam, azınlıklar meselesi… Konuyu Meclis’e getireceğiz… Ne diyorsunuz?

İsmet İNÖNÜ'nün acelesi tavrından rahatsız olan ATATÜRK''iSMET yarın gel konuşalım,geç oldu''diye cevap verir.

Akabinde ,İsmet İNÖNÜ gider gitmez huzundaki görevlilere şöyle seslenir.

'' Bahçede lalenin dışındaki bütün çiçekleri söküp atınız.''

Bahçenin rengarenk mozaik görünümü gözünü almıştı Atatürk'ün..
Ertesi gün bahçenin bu halini gören ismet Paşa '' Ne oldu bu bahçeye '' diye sorar.

Görevliler.''Gazi paşa emretti söküp attık'' derler.Bunun üzerine Atatürk'ün odasına giden İsmet İNÖNÜ ATATÜRK'e sorar.

''Paşam bu bahçenin hali nedir.''

ATATÜRK gayet net bir şekilde şu cevabı verir.

''-Azınlıkları söküp attım . İsmet, ben “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın özevladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin… Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
2 person plusoned this
DP
enson güncelhaber
at Oct 31, 2014 8:22:19 AM
Muharrem İnce Erdal İnönü'yle fotoğrafını paylaştı

http://www.ensonguncelhaber.com/haber/muharrem-ince-erdal-inonuyle-fotografini-paylasti-28280.html
DP
Ozgur Aydogdu
at Oct 31, 2014 8:16:33 AM

ATATÜRK ''AZINLIKLAR NE OLACAK ''DİYEN İSMET İNÖNÜYE BAKIN NE DİYOR

İsmet İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyarete gelir.Atatürk habersizce ziyaretine gelen İsmet İNÖNÜ'ye sorar.

- Hayırdır İsmet…bir mesele mi var.?

İsmet İNÖNÜ , der ki,

- Paşam, azınlıklar meselesi… Konuyu Meclis’e getireceğiz… Ne diyorsunuz?

İsmet İNÖNÜ'nün acelesi tavrından rahatsız olan ATATÜRK''iSMET yarın gel konuşalım,geç oldu''diye cevap verir.

Akabinde ,İsmet İNÖNÜ gider gitmez huzundaki görevlilere şöyle seslenir.

'' Bahçede lalenin dışındaki bütün çiçekleri söküp atınız.''

Bahçenin rengarenk mozaik görünümü gözünü almıştı Atatürk'ün..
Ertesi gün bahçenin bu halini gören ismet Paşa '' Ne oldu bu bahçeye '' diye sorar.

Görevliler.''Gazi paşa emretti söküp attık'' derler.Bunun üzerine Atatürk'ün odasına giden İsmet İNÖNÜ ATATÜRK'e sorar.

''Paşam bu bahçenin hali nedir.''

ATATÜRK gayet net bir şekilde şu cevabı verir.

''-Azınlıkları söküp attım . İsmet, ben “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın özevladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin… Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
DP
Esra Nur Açkı
at Oct 31, 2014 7:46:55 AM
Sivas İnönü Konağı restore edilecek! 31-10-2014 http://emlakkulisi.com/sivas-inonu-konagi-restore-edilecek/304070
Sivas İnönü Konağı restore edilecek! 31-10-2014
Sivasta yer alan ve ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün bir dönem ikamet ettiği tarihi konak restore edilecek. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Salih Ayhan, “İnönü Konağı’nda aslına uygun şekilde kapsamlı olarak onarımını gerçekleştireceğiz. dedi.
1 person plusoned this
DP
Yunus Acar
at Oct 31, 2014 7:31:56 AM

DP
muhammet emin tekin
at Oct 31, 2014 7:28:57 AM

ATATÜRK ''AZINLIKLAR NE OLACAK ''DİYEN İSMET İNÖNÜYE BAKIN NE DİYOR

İsmet İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyarete gelir.Atatürk habersizce ziyaretine gelen İsmet İNÖNÜ'ye sorar.

- Hayırdır İsmet…bir mesele mi var.?

İsmet İNÖNÜ , der ki,

- Paşam, azınlıklar meselesi… Konuyu Meclis’e getireceğiz… Ne diyorsunuz?

İsmet İNÖNÜ'nün acelesi tavrından rahatsız olan ATATÜRK''iSMET yarın gel konuşalım,geç oldu''diye cevap verir.

Akabinde ,İsmet İNÖNÜ gider gitmez huzundaki görevlilere şöyle seslenir.

'' Bahçede lalenin dışındaki bütün çiçekleri söküp atınız.''

Bahçenin rengarenk mozaik görünümü gözünü almıştı Atatürk'ün..
Ertesi gün bahçenin bu halini gören ismet Paşa '' Ne oldu bu bahçeye '' diye sorar.

Görevliler.''Gazi paşa emretti söküp attık'' derler.Bunun üzerine Atatürk'ün odasına giden İsmet İNÖNÜ ATATÜRK'e sorar.

''Paşam bu bahçenin hali nedir.''

ATATÜRK gayet net bir şekilde şu cevabı verir.

''-Azınlıkları söküp attım . İsmet, ben “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın özevladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin… Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
DP
Bolanyig Hatice
at Oct 31, 2014 7:25:30 AM
Mutlakıyet, Meşrutiyet, Cumhuriyet ve 12.
 
          Yazıyı okumaya başlayınca yarısında okumayı bırakacaksınız belki "Bildiğimiz şeyleri tekrar edip durmuş" diyecksiniz, lakin sonuna kadar okumanızı rica ederim.

          Cumhuriyet yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Ülkede tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere “PADİŞAH, ŞAH, KRAL, HAKAN, SULTAN” denilirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğla geçer, oğulun “KÜÇÜK” ve “DELİ” olması yönetici olmaya engel sayılmazdı!
 
          Tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine “MUTLAKIYET” denir. Mutlakıyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir.
 
          Mutlakıyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticilere duyurur, yasa tasarısı hazırlardı. Bu yasa tasarıları ancak hakan, padişah, şah, kral tarafından benimsenirse yasalaştırılırdı. Bu yönetim biçimine “MEŞRUTİYET” denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Meclis üyelerinin hem yetkilerinin sınırlı oluşundan hem de kral, şah, padişah, hakana koşulsuz saygı ve mandacılıklarından o ne derse onu seve seve kabullenirdi.

          Ya Cumhuriyet?

          Cumhuriyet’te egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Ulus kendini yönetme yetkisini temsilcileri milletvekilleri aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler yasalar yapar, yöneticileri ulusu adına denetler. Yönetilenler dilerse seçimlerde yöneticilerini değiştirirler.

          “Peki ya şimdi size sorarım; Biz hangi yönetim şekli ile yönetilmek isteniyor ve mevcut hükümete baktığınızda Başbakan, Bakanlar Kurulu ve Meclis üyeleri hatta ve hatta Cumhurbaşkanı (!) hangi yönetim şeklindeymişiz gibi bir tutum sergiliyorlar?”
 
          4 YIL SÜREN SAVAŞLAR

          İkinci Meşrutiyetin ilanından 6 yıl sonra, birinci dünya savaşı başladı. 1914’te başlayan birinci dünya savaşına belli başlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.

           Ulusuna inanan, güvenen, Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun a geldi. Erzurum’da, Sivas’ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa “TEK BİR EGEMENLİK VAR O DA MİLLİ EGEMENLİKTİR. ÜLKEYİ, YİNE ULUSUN KENDİ GÜCÜ KURTARACAKTIR.” diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri 23 Nisan 1920 günü Ankara’da toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşını başlattı.

          Bir yandan efeler, dadaşlar, seymenler bulundukları yörede düşmana karşı koydular. Öte yandan düzenli ordular İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.

          İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu.
 “Şimdi ise Lozan ı yıkıp yerine sevri getirmek için türlü oyunlar oynanıyor .

          CUMHURİYETİN KURULUŞU
          İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923’te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923’te Ankara Başkent oldu. Atatürk; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızı belirlememizden sonra, çoktan beri tasarladığı Cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırdı. Onlara “YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ” dedi.

          29 Ekim 1923 günü Atatürk milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan Cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisine verildi. Meclis önergeyi kabul etti. Böylece ülkemizde Cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

          Ülkenin bağımsızlık savaşının lideri, Cumhuriyet yönetiminin kurucusu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ilke ve devrimlerini hepimiz biliyoruz.

          Şimdi size tekrar sorarım sayın topluluk üyeleri; 1.Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal ATATÜRK ve Çankayanın 12.si, Cumhuriyete bakış açısını ve geçmişteki söylemlerini bir düşünün. Yorumu sizlere bırakıyorum.”

          Yukarıda aslında sizlerin de çok iyi bildiği Cumhuriyet ve Laiklik üzerine ne kadar fedakarlık yapıldığı ve kan döküldüğünü hatırlamanızı istedim.

          İçinde bulunduğumuz Cumhuriyeti yıkma (törpüleme derdim eskiden fakat şimdi direk olarak yıkma diyorum) girişimlerine karşı, ulus devlet anlayışını savunan her bir yurttaşın 1980 de üzerine örtülmüş ölü toprağını silkip elini gerçekten de taşın altına koymanın, birlik ve beraberlik olmanın ve bu birlik ve beraberliği muhafaza etmesinin vakti çoktan geldi ve geçiyor…

          Emperyalizm’in insanları oyalama, ülke menfaatlerini düşünmek yerine hobi ve uğraş adı altında Spor, magazin, pembe dizi, ve benzeri birçok uyutma oyunlarından  soyutlanıp, Atatürk Cumhuriyeti kazanımlarının muhafazası ve müdafaası her Türk vatandaşının görevi olduğunu unutmaması gerekir.
 
İlker GÜRÜLTÜ
30.EKİM.2014
 
DP
1 person plusoned this
DP
attila özdemiroğlu
at Oct 31, 2014 6:57:02 AM

ATATÜRK ''AZINLIKLAR NE OLACAK ''DİYEN İSMET İNÖNÜYE BAKIN NE DİYOR

İsmet İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyarete gelir.Atatürk habersizce ziyaretine gelen İsmet İNÖNÜ'ye sorar.

- Hayırdır İsmet…bir mesele mi var.?

İsmet İNÖNÜ , der ki,

- Paşam, azınlıklar meselesi… Konuyu Meclis’e getireceğiz… Ne diyorsunuz?

İsmet İNÖNÜ'nün acelesi tavrından rahatsız olan ATATÜRK''iSMET yarın gel konuşalım,geç oldu''diye cevap verir.

Akabinde ,İsmet İNÖNÜ gider gitmez huzundaki görevlilere şöyle seslenir.

'' Bahçede lalenin dışındaki bütün çiçekleri söküp atınız.''

Bahçenin rengarenk mozaik görünümü gözünü almıştı Atatürk'ün..
Ertesi gün bahçenin bu halini gören ismet Paşa '' Ne oldu bu bahçeye '' diye sorar.

Görevliler.''Gazi paşa emretti söküp attık'' derler.Bunun üzerine Atatürk'ün odasına giden İsmet İNÖNÜ ATATÜRK'e sorar.

''Paşam bu bahçenin hali nedir.''

ATATÜRK gayet net bir şekilde şu cevabı verir.

''-Azınlıkları söküp attım . İsmet, ben “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın özevladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin… Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
DP
Nevzat Batmaz
at Oct 31, 2014 6:29:20 AM

ATATÜRK ''AZINLIKLAR NE OLACAK ''DİYEN İSMET İNÖNÜYE BAKIN NE DİYOR

İsmet İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyarete gelir.Atatürk habersizce ziyaretine gelen İsmet İNÖNÜ'ye sorar.

- Hayırdır İsmet…bir mesele mi var.?

İsmet İNÖNÜ , der ki,

- Paşam, azınlıklar meselesi… Konuyu Meclis’e getireceğiz… Ne diyorsunuz?

İsmet İNÖNÜ'nün acelesi tavrından rahatsız olan ATATÜRK''iSMET yarın gel konuşalım,geç oldu''diye cevap verir.

Akabinde ,İsmet İNÖNÜ gider gitmez huzundaki görevlilere şöyle seslenir.

'' Bahçede lalenin dışındaki bütün çiçekleri söküp atınız.''

Bahçenin rengarenk mozaik görünümü gözünü almıştı Atatürk'ün..
Ertesi gün bahçenin bu halini gören ismet Paşa '' Ne oldu bu bahçeye '' diye sorar.

Görevliler.''Gazi paşa emretti söküp attık'' derler.Bunun üzerine Atatürk'ün odasına giden İsmet İNÖNÜ ATATÜRK'e sorar.

''Paşam bu bahçenin hali nedir.''

ATATÜRK gayet net bir şekilde şu cevabı verir.

''-Azınlıkları söküp attım . İsmet, ben “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın özevladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin… Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
DP
firmarehberiniz
at Oct 31, 2014 5:02:09 AM
Küçükçekmece Verem Savaş Dispanseri - Küçükçekmece Verem Savaş Dispanseri Telefon : (0212) 425 2107 Adres : Yeni Mh. İnönü Caddesi, Ara Sokak, No: 1 34290, Tepeüstü, Küçükçekmece İstanbul – İstanbul İnternet Sitesi : Faks: (0212) 425 2107 http://ow.ly/2PX59f
Küçükçekmece Verem Savaş Dispanseri |
Küçükçekmece Verem Savaş Dispanseri Telefon : (0212) 425 2107 Adres : Yeni Mh. İnönü Caddesi, Ara Sokak, No: 1 34290,
DP
BucaGündem
at Oct 31, 2014 5:01:09 AM
DÜNYA Erenköy mağazası yeni adresinde - DÜNYA Erenköy mağazası faaliyetine yeni adresinde devam ediyor. 19 Mayıs Semti, İnönü Caddesi No:77 A, Kozyatağı Kadıköy adresine taşınan mağazada, kitapseverlerin yanı sıra hobi edinmek isteyenlere de hitap eden ... http://ow.ly/2PX4AQ
DÜNYA Erenköy mağazası yeni adresinde
DÜNYA Erenköy mağazası faaliyetine yeni adresinde devam ediyor. 19 Mayıs Semti İnönü Caddesi No:77 A Kozyatağı Kadıköy adresine taşınan mağazada
DP
Mevva güzel
at Oct 31, 2014 3:33:19 AM

ATATÜRK ''AZINLIKLAR NE OLACAK ''DİYEN İSMET İNÖNÜYE BAKIN NE DİYOR

İsmet İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyarete gelir.Atatürk habersizce ziyaretine gelen İsmet İNÖNÜ'ye sorar.

- Hayırdır İsmet…bir mesele mi var.?

İsmet İNÖNÜ , der ki,

- Paşam, azınlıklar meselesi… Konuyu Meclis’e getireceğiz… Ne diyorsunuz?

İsmet İNÖNÜ'nün acelesi tavrından rahatsız olan ATATÜRK''iSMET yarın gel konuşalım,geç oldu''diye cevap verir.

Akabinde ,İsmet İNÖNÜ gider gitmez huzundaki görevlilere şöyle seslenir.

'' Bahçede lalenin dışındaki bütün çiçekleri söküp atınız.''

Bahçenin rengarenk mozaik görünümü gözünü almıştı Atatürk'ün..
Ertesi gün bahçenin bu halini gören ismet Paşa '' Ne oldu bu bahçeye '' diye sorar.

Görevliler.''Gazi paşa emretti söküp attık'' derler.Bunun üzerine Atatürk'ün odasına giden İsmet İNÖNÜ ATATÜRK'e sorar.

''Paşam bu bahçenin hali nedir.''

ATATÜRK gayet net bir şekilde şu cevabı verir.

''-Azınlıkları söküp attım . İsmet, ben “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın özevladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin… Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
DP
Niyazi Vardar
at Oct 31, 2014 3:11:29 AM
M. Kemal Atatürk döneminde Kur’an’ın (haşa) “suç” sayılan eşyalar arasında zikredildiğini ve Kur’an öğreten bazı şahıslar hakkında işlem yapıldığını yazmıştık. İnönü döneminde de benzer “suçları” işleyen şahıslar hakkında işlem yapılmaya devam edilmiştir.

1939 yılında Erzurum’un köylerinde[1] bazı şahıslar yakalanarak adliyeye sevk edilmişlerdir. Içişleri Bakanı, 3’üncü Umumi Müfettişliğine gönde...rdiği bir yazıda, çocuklara Arapça tedrisat (öğretim) yaptıranlarla ilgili olarak “kanunlarımıza ve rejime aykırı olan bu vak’a faillerinin fenalıklarını yerinde bastırmak ve `sari mikroplar´ gibi yurda dağıtmamak başlıca esastır. Binaenaleyh Halk Partisi ve evleri cihazı ile harekete geçilerek bu kötü propagandalar önlemek ve kötüleri adaletin pençesine vermek lazımdır. Bu yoldaki iyi çalışmalarınızı memnuniyetle takip ediyorum.”[2] sözleriyle görevlileri uyarmıştır.

Ancak bu uyarıya rağmen Arapça tedrisat (öğretim) yaptıran birçok insan yakalanarak adliyeye sevk edilmiştir. Urfa’da dükkânında Arapça harflerle basılmış Elifba, Amme, Tebareke cüzleri satan bir şahıs,[3] Giresun’da Arapça tedrisat yaptıran şahsın yanı sıra kanuni vazifesini yapmamaktan muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri,[4] Konya’da bir köyimamı,[5] Rize’de bir mahalle imamı[6] adliyeye sevk edilerek muhtelif cezalara çarptırılmışlardır.


KAYNAKLAR:

[1] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–146, Kardesks 26563; Erzurum Valisi Hilmi Balcı imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 2.3.1939 tarih ve Em.430/159 sayılı yazı.

[2] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–148, Kardeks 26602; Dâhiliye Vekâletinden 3’üncü Umumi Müfettişliğine gönderilen 24.1.1939 tarih ve 6647 sayılı şifre.

[3] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13219–107, Kardeks 27219; Urfa Valisi Kazım Demirer imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 5.2.1940 tarih ve Ş.1.3–151 sayılı yazı.

[4] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13219–103, Kardeks 26941; Giresun Valisi Muhtar Akman imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) 17.7.1940 tarih ve 379 sayılı yazı.

[5] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–102, Kardeks 22892; Konya Valisi Nizamettin Ataker imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 5.4.1940 tarih ve Ş.I.509 sayılı yazı.

[6] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–133, Kardeks 26572; Rize Valisi Hüsnü Uzgören imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 6.10.1941 tarih ve 2681 sayılı yazı.
2 person plusoned this
DP
Ilhan Akilseven
at Oct 30, 2014 11:05:17 PM
 ATATÜRK'ün 30 Ekim 1923'de İsmet Paşa'ya gönderdiği mektup
  ( O dönemin, ilk ağızdan durum tespiti ve değerlendirmesi )

Atatürk’ten İsmet Paşa’ya ; 

SEVGİLİ Paşam, Cumhuriyetin ilk Başbakanı olarak seni düşünüyorum . (30 Kasım 1923 İnönü Başbakan.nç) Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor . Durumumuzun bir bölümünü cephe komutanı ve Lozan başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın .  Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim .

Bize; geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı . Yoksul bir köylü devletiyiz . Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az . 4.000 km. kadar demiryolu var . Bir metresi bile bizim değil . Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart .

Denizciliğimiz acınacak durumda . Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız . Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyet’le de insanlıkla da bağdaşmaz . Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız .

Her yerde tefeciler halkı eziyor . Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz  . Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor . Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136 . Pek az şehirde eczane var .

Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. 3 milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde . Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta . Bebek ölüm oranı yüzde 60’ı geçiyor. Nüfusun yüzde 80’i kırsal bölgede yaşıyor . Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz . Kiremiti bile ithal ediyoruz .

Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı semtlerinde var . Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408 . Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor . Yunanistan’dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek. İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı . İktisatçımız da çok az.

Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz . Halkın eğitimi hiç çözülmemiş . Oysa Cumhuriyetin insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor.

Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz, gelirimiz yetersiz . İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var .. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz.

Hedefimiz, milli iktisat ; bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı .

Osmanlı bu gerçeği geç farketti . Farkettiği zaman çok geç kalmıştı . Cumhuriyete uygun bir Anayasa’ya gerek var .

Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney . Ama yıkılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız.

Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız .

Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu . Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim . Allah yardımcımız olsun !”

 Kaynak: http://www.kemalistler.org/yekta-gungor-ozden-ornek.html/#ixzz20n2tHbMn
 *ATATÜRK'ün 30 Ekim 1923'de İsmet Paşa'ya gönderdiği mektup* . ( O dönemin, ilk ağızdan durum tespiti ve değerlendirmesi ) Atatürk’ten İsmet Paşa’ya ; “ SEVGİLİ Paşam, Cumhuriyetin ilk Başbakanı olarak seni düşünüyorum . (30 Kasım 1923 İnönü Başbakan.nç) Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor . Durumumuzun bir bölümünü cephe komutanı ve Lozan başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın .  *Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim* . Bize; geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı . Yoksul bir köylü devletiyiz . Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az . 4.000 km. kadar demiryolu var . Bir metresi bile bizim değil . Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart . Denizciliğimiz acınacak durumda . Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız . Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyet’le de insanlıkla da bağdaşmaz . Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız . Her yerde tefeciler halkı eziyor . Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz  . Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor . Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136 . Pek az şehirde eczane var . Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. 3 milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde . Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta . Bebek ölüm oranı yüzde 60’ı geçiyor. Nüfusun yüzde 80’i kırsal bölgede yaşıyor . Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz . Kiremiti bile ithal ediyoruz . Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı semtlerinde var . Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408 . Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor . Yunanistan’dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek. İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı . İktisatçımız da çok az. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz . Halkın eğitimi hiç çözülmemiş . Oysa Cumhuriyetin insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz, gelirimiz yetersiz . İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var .. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz. Hedefimiz, milli iktisat ; bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı . Osmanlı bu gerçeği geç farketti . Farkettiği zaman çok geç kalmıştı . Cumhuriyete uygun bir Anayasa’ya gerek var . Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney . Ama yıkılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız. Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız . Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu . Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim . Allah yardımcımız olsun !” Kaynak: http://www.kemalistler.org/yekta-gungor-ozden-ornek.html/#ixzz20n2tHbMn
Ataİnönü.jpg
DP
orhan avcı
at Oct 30, 2014 10:54:02 PM
18 madenci hâlâ su altında,yetkililer şov peşinde ‪#‎manavgat‬ AKP döneminde, şimdilik,15 bin işçi pisi pisine hayatını kaybetti. ‪#‎soma‬ ‪#‎Karaman‬ İstiklal savaşında, İnönü, Sakarya, büyük taarruz, 10 bin 500 kaybımız var.
DP
Nurettin SİLİFKELİ - GraphTHINK
at Oct 30, 2014 10:34:39 PM
YILMAZ ÖZDİL - ERMENEK

Milattan önce 2 bin 500’lerde inşa edilen piramitlerde, zannedildiği gibi köleler çalışmazdı. Mısır’ın dünyaca ünlü arkeoloğu Zahi Hawass’ın ortaya çıkardığı belgelere göre, 10 bin işçi çalışırdı, öğle yemeği için çevre çiftliklerden her gün 21 inek, 23 koyun getirilirdi, çiftçiler de gönderdikleri hayvan başına vergiden muaf tutulurdu. Yani… İşçinin yemeği, bizzat Firavun’un kesesinden ödeniyordu.

E, 4 bin 500 sene sonra, bizim Ermenek’e bakıyoruz…
İşveren denilen herif, öğle yemeği vermiyor, evinizden getirin diyordu. İn-çık vakit kaybı olduğu için, öğle tatiline müsaade etmiyor, yerin dibinde yiyin diyordu. Neticede, öğle tatilinde, öğle yemeğinde, 355 metre derinde boğuldular.

Daha geçen ay, asrın liderinin cankuşu olan müteahhidin gökdeleninde, asansör çakıldı, 10 işçi sizlere ömür… Tee 1931 senesinde yapılan, 102 katlı, 381 metre yüksekliğindeki, 74 asansörlü Empire State’te kaç işçi öldü biliyor musunuz? Beş.

Bina üç katı büyüklüğünde.
Çalışan işçi sayısı üç katı.
Tee 83 sene evvelki imkanlar.
Can kaybı yarı yarıya az.

Gökdelenden vazgeçtim, üçüncü köprüyü çevre yoluna bağlayacak olan kıçıkırık viyadük inşaatında iskele çöktü, üç işçi rahmetli oldu… Buna mukabil, 127 sene evvel, 1887 senesinde, üç bin işçi tarafından inşa edilen, 300 metre yüksekliğindeki Eyfel Kulesi’nde kaç işçi hayatını kaybetti? Sıfır!

Her yedi senede bir boyanır, 300 metre yüksekliğindeki Eyfel Kulesi… Her defasında 60 ton boya, bin 500 fırça, 5 bin zımpara kağıdı, bin 500 işçi tulumu tüketilir. 127 senedir boyanıyor. 127 senedir kaç işçi hayatını kaybetti? Sıfır!

Kıbrıs’ta 568 şehit verdik.
Çalışma bakanımızın bakanlığı döneminde, 5 binden fazla işçiyi toprağa verdik.

Kore’de 721 canımız gitti.
Sırf enerji bakanımızın bakanlığı döneminde, 758 madencinin ocağı söndü.

İstiklal savaşında, İnönü, Sakarya, büyük taarruz, 10 bin 500 kaybımız var. AKP döneminde, ihmaller ve ihmalleri körükleyen taşeron yasalar yüzünden, şimdilik, 15 bin işçi pisi pisine hayatını kaybetti.

Firavunlar bile… Bunların yanında “devrimci sendikacı” gibi kalıyor yani!
1 person plusoned this
DP
ömer turan
at Oct 30, 2014 9:22:57 PM
M. Kemal Atatürk döneminde Kur’an’ın (haşa) “suç” sayılan eşyalar arasında zikredildiğini ve Kur’an öğreten bazı şahıslar hakkında işlem yapıldığını yazmıştık. İnönü döneminde de benzer “suçları” işleyen şahıslar hakkında işlem yapılmaya devam edilmiştir.

1939 yılında Erzurum’un köylerinde[1] bazı şahıslar yakalanarak adliyeye sevk edilmişlerdir. Içişleri Bakanı, 3’üncü Umumi Müfettişliğine gönde...rdiği bir yazıda, çocuklara Arapça tedrisat (öğretim) yaptıranlarla ilgili olarak “kanunlarımıza ve rejime aykırı olan bu vak’a faillerinin fenalıklarını yerinde bastırmak ve `sari mikroplar´ gibi yurda dağıtmamak başlıca esastır. Binaenaleyh Halk Partisi ve evleri cihazı ile harekete geçilerek bu kötü propagandalar önlemek ve kötüleri adaletin pençesine vermek lazımdır. Bu yoldaki iyi çalışmalarınızı memnuniyetle takip ediyorum.”[2] sözleriyle görevlileri uyarmıştır.

Ancak bu uyarıya rağmen Arapça tedrisat (öğretim) yaptıran birçok insan yakalanarak adliyeye sevk edilmiştir. Urfa’da dükkânında Arapça harflerle basılmış Elifba, Amme, Tebareke cüzleri satan bir şahıs,[3] Giresun’da Arapça tedrisat yaptıran şahsın yanı sıra kanuni vazifesini yapmamaktan muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri,[4] Konya’da bir köyimamı,[5] Rize’de bir mahalle imamı[6] adliyeye sevk edilerek muhtelif cezalara çarptırılmışlardır.


KAYNAKLAR:

[1] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–146, Kardesks 26563; Erzurum Valisi Hilmi Balcı imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 2.3.1939 tarih ve Em.430/159 sayılı yazı.

[2] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–148, Kardeks 26602; Dâhiliye Vekâletinden 3’üncü Umumi Müfettişliğine gönderilen 24.1.1939 tarih ve 6647 sayılı şifre.

[3] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13219–107, Kardeks 27219; Urfa Valisi Kazım Demirer imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 5.2.1940 tarih ve Ş.1.3–151 sayılı yazı.

[4] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13219–103, Kardeks 26941; Giresun Valisi Muhtar Akman imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) 17.7.1940 tarih ve 379 sayılı yazı.

[5] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–102, Kardeks 22892; Konya Valisi Nizamettin Ataker imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 5.4.1940 tarih ve Ş.I.509 sayılı yazı.

[6] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–133, Kardeks 26572; Rize Valisi Hüsnü Uzgören imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 6.10.1941 tarih ve 2681 sayılı yazı.
6 person plusoned this
DP
Uran Karademir
at Oct 30, 2014 9:20:24 PM
M. Kemal Atatürk döneminde Kur’an’ın (haşa) “suç” sayılan eşyalar arasında zikredildiğini ve Kur’an öğreten bazı şahıslar hakkında işlem yapıldığını yazmıştık. İnönü döneminde de benzer “suçları” işleyen şahıslar hakkında işlem yapılmaya devam edilmiştir.

1939 yılında Erzurum’un köylerinde[1] bazı şahıslar yakalanarak adliyeye sevk edilmişlerdir. Içişleri Bakanı, 3’üncü Umumi Müfettişliğine gönde...rdiği bir yazıda, çocuklara Arapça tedrisat (öğretim) yaptıranlarla ilgili olarak “kanunlarımıza ve rejime aykırı olan bu vak’a faillerinin fenalıklarını yerinde bastırmak ve `sari mikroplar´ gibi yurda dağıtmamak başlıca esastır. Binaenaleyh Halk Partisi ve evleri cihazı ile harekete geçilerek bu kötü propagandalar önlemek ve kötüleri adaletin pençesine vermek lazımdır. Bu yoldaki iyi çalışmalarınızı memnuniyetle takip ediyorum.”[2] sözleriyle görevlileri uyarmıştır.

Ancak bu uyarıya rağmen Arapça tedrisat (öğretim) yaptıran birçok insan yakalanarak adliyeye sevk edilmiştir. Urfa’da dükkânında Arapça harflerle basılmış Elifba, Amme, Tebareke cüzleri satan bir şahıs,[3] Giresun’da Arapça tedrisat yaptıran şahsın yanı sıra kanuni vazifesini yapmamaktan muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri,[4] Konya’da bir köyimamı,[5] Rize’de bir mahalle imamı[6] adliyeye sevk edilerek muhtelif cezalara çarptırılmışlardır.


KAYNAKLAR:

[1] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–146, Kardesks 26563; Erzurum Valisi Hilmi Balcı imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 2.3.1939 tarih ve Em.430/159 sayılı yazı.

[2] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–148, Kardeks 26602; Dâhiliye Vekâletinden 3’üncü Umumi Müfettişliğine gönderilen 24.1.1939 tarih ve 6647 sayılı şifre.

[3] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13219–107, Kardeks 27219; Urfa Valisi Kazım Demirer imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 5.2.1940 tarih ve Ş.1.3–151 sayılı yazı.

[4] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13219–103, Kardeks 26941; Giresun Valisi Muhtar Akman imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) 17.7.1940 tarih ve 379 sayılı yazı.

[5] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–102, Kardeks 22892; Konya Valisi Nizamettin Ataker imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 5.4.1940 tarih ve Ş.I.509 sayılı yazı.

[6] Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–133, Kardeks 26572; Rize Valisi Hüsnü Uzgören imzasıyla Dâhiliye Vekâletine (Içişleri Bakanlığına) gönderilen 6.10.1941 tarih ve 2681 sayılı yazı.
7 person plusoned this
Sign Up for Free
SignUp for Idolbin
rss twitter facebook gplus